DİNİNİ DEĞİŞTİREN ÖLDÜRÜLÜR MÜ?

25.10.2021 01:12

"Dinini değiştireni öldürün. (Buhârî, Cihâd, 149)" şeklinde Hz. Peygamber'e (a.s) nispet edilen bir hadis vardır. Bu hadis, Buhari'de geçmesine rağmen, sahih (gerçek) olamaz; çünkü Kur'an'a aykırıdır. Niçin sahih olamayacağını ayet referanslı olarak kısaca açıklamaya çalışacağım. 

Yüce Allah Kur'an'da, tevbe kapısını her zaman açık bırakır ve din değiştirenlerle ilgili dünyevi bir cezadan bahsetmez, aksine uhrevi bir cezadan bahseder: "Şüphesiz ki iman edip sonra inkâr edenler, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenler, sonra da inkârlarını artıranlar var ya, Allah işte onları bağışlamayacak ve onları doğru yola ulaştırmayacaktır. (Nisa Suresi, 4/137)" 

Bakara Suresi, 2/217. ayette Yüce Allah, dinden dönenlerin cezasının ahirette olacağını bildirir: "Sizden kim dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onların işleri dünyada da ahirette de silinir (boşa gider). Onlar ateş halkıdır ve orada ebedî kalıcıdır." 

Yüce Allah, Al-i İmran Suresindeki bir başka ayet grubunda ise din değiştirenler için tevbe kapısını açık bıraktığını, ancak tekrar dine geri dönmeyenlerin ise tevbesinin kabul edilmeyeceğini bildirir. 

Ayet grubu şöyledir: 

"İman etmelerinden, Elçinin gerçek olduğuna şahit olmalarından ve kendilerine apaçık deliller gelmesinden sonra inkâr eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola ulaştırır ki! Allah o zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz. İşte onların cezası, şüphesiz ki Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin onların üzerine olmasıdır. Onlar orada (lanet içinde) ebedî kalıcıdır. Azapları hafifletilmez ve onlara bakılmaz. Ancak bundan sonra tevbe edip kendilerini düzeltenler hariçtir. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir. İmandan sonra inkâr edip sonra da inkârda ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmez. İşte onlar sapkınların ta kendileridir. Şüphesiz ki inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya -dünya dolusu altını fidye olarak verse bile- bu fidye hiçbirinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem verici bir azap vardır; onların yardımcıları da yoktur. (Al-i İmran Suresi, 3/86---91)" 

Ayetlerden de anlaşılacağı üzere dinden dönenlere dünyevi bir ceza yoktur. Yüce Allah cezayı ahiret gününe bırakmıştır. 

Fakat burada şunu ayırt etmek gerekir: Dinden dönüp İslam'a ve Müslümanlara karşı savaşanlar ayrıdır. Çünkü Yüce Allah, İslam'a ve Müslümanlara karşı savaşanlarla savaşılması ve onların öldürülmesini emretmiş; fakat savaş esnasında aşırıya gitmeyi de yasaklamıştır (Bakara Suresi, 2/190-191). 

Yüce Allah Kur'an'da, müslümanlara karşı savaş açılmadığı sürece bir insanın öldürülmesini emretmemiştir. 

Bu bakımdan Hz. Peygamber'e nispet edilen "Dinini değiştireni öldürün" rivayeti tamamıyla Kur'an'a aykırıdır. Çünkü hüküm vermek sadece Yüce Allah'a aittir: "O kendi hükmüne kimseyi ortak etmez. (Kehf Suresi, 18/26)" 

Hz. Peygamber, "O elçi bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı, bu nedenle elbette onu önce güçlü bir şekilde yakalardık. Sonra da bu nedenle şah (can) damarını keserdik. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız. (Hakka Suresi, 69/44---47)" ayetlerine rağmen Kur'an'a aykırı bir şey asla söyleyemezdi ve söylememiştir. 

Hatta Hz. Peygamber'in, dini tebliğ ederken ona uymayanları gördüğünde manevi bir ıstırap ve üzüntü çektiği Kur'an'da şöyle bildirilir: "Onlar iman etmiyor diye neredeyse kendine yazık edeceksin! (Şu'ara Suresi, 26/3; Kehf Suresi, 18/6) 

Bir insan manevi bir ıstırap ve üzüntüyü merhametinden dolayı çeker. Hz. Peygamber'in "Dinini değiştireni öldürün" demesi için kindar bir insan olması gerekirdi. 

Halbuki Yüce Allah Kur'an'da, Hz. Peygamber'i alemlere rahmet olarak gönderdiğini söyler (Enbiya Suresi, 21/107). Alemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamber Yüce Allah'ın merhamet sıfatını taşır ve yansıtır. 

Ayrıca Kur'an'da, Hz. Peygamber'in yüce bir ahlak üzere olduğu da bildirilir (Kalem Suresi, 68/4). Hz. Peygamber'in üzerine olduğu bu ahlak şüphesiz ki Kur'an ahlakıdır ve Kur'an insanı kaybetmeye değil, kazanmaya odaklıdır. Bu yüzden Hz. Peygamber'in de bu çizginin dışında olması beklenemez. 

Kaldı ki İslam, insan odaklı bir dindir ve insanı kaybetmeyi değil, tebliğ ile kazanmayı hedefler. Bir Müslüman, dinini değiştirmiş bir insanı öldürmekle değil, ona tekrar İslam'ı tebliğ etmekle yükümlüdür. Bir canı manevi olarak kurtarmak cihana bedeldir. Bu yüzden "Dinini değiştireni öldürün" hadisi gerçek olamaz. 

Hayri Temür