HAYRİ TEMÜR'ÜN WEB SİTESİNE HOŞ GELDİNİZ.

HAYRİ TEMÜR KİMDİR?

Hayri Temür, 1985 yılının Aralık ayına rastlayan soğuk bir kış günü Giresun’da dünyaya gözlerini açtı. 2010 yılında Yakın Doğu Üniversitesi'nde lisans öğrenimini tamamladı. 2009 yılının Kasım ayında gönlünden bir ırmak gibi taşanların yüzeye vurmasıyla makaleler yazmaya başladı.

Çeşitli haber sitelerinde, yerel gazetelerde ve Dünya gazetesinde bu makaleleri yayımlandı. YALNIZLIĞIN KELİMESİ "AŞK" adında da bir kitabı yayımlandı.

Yazılarının bulunduğu haber portalları: 
"Turizminsesi.comAydinses.comDunya.com, Blog.milliyet.com.tr"

Giresun'da faaliyet gösteren Gündem Gazetesinde bir süre haber müdürü olarak çalışan Hayri Temür, yine aynı gazetede köşe yazıları yazmaya devam etmektedir. Bu güne kadar çeşitli konularda 300'ü aşkın makale kaleme almıştır.

Köşe yazılarına menüdeki "YAZILARI"  ve "AYET ANALİZ YAZILARI" bölümlerinden ulaşabilirsiniz.

****     ****     ****     ****     ****
 
 HAYRİ TEMÜR'ÜN 30.05.2022 TARİHLİ GÜNDEM GAZETESİNDE YAYIMLANAN YAZISI:
 

"İNSAN TEK BAŞINA YAŞAMAYA PROGRAMLI BİR VARLIK DEĞİLDİR"

 

İnsan yaradılışı gereği yalnız yaşamaya programlı bir varlık değildir. Sosyal bir varlıktır ve daima sosyal iletişim kurmak zorundadır. Bu gereklilik insan olmanın doğasında vardır. 

Yüce Allah, insanı yalnız olsun diye yaratmamıştır. Bu yüzden insan, başka bir insana ihtiyaç duyar. Nitekim Bahadır Yenişehirlioğlu, Hanne adlı romanında, "İnsan, insana sığınmak ister" diye söyler. Bu sığınma insanın manevi bir ihtiyacıdır. 

Fakat günümüzde öyle bir algı oluşturuluyor ki kişi bireyselliğe doğru sürükleniyor. Bireysellik, kişiye kendi başına yetebileceğini, kimseye ihtiyacı olmadığını telkin ederek nihayetinde egoizmi (bencillik) doğuruyor, insanı insandan uzaklaştırıyor. 

Hâlbuki insanın başka bir insana ihtiyaç duyması acizliğinden değil, manevi gereksiniminden kaynaklıdır. 

İnsanlığın hikâyesinin başlangıcından beri hiçbir insan tek başına olmamıştır. İnsanın insana sığınması, birbirine destek olması anlamına gelir. Kişi zayıf anlarında bir başkasından destek alır, dertleşir, onun telkinleriyle teselli bulur. İnsan, bir bakıma insana şifa olur. 

Hz. Peygember (a.s) müminlerin dertlerini dert ediniyor, onları düşünüyor ve onlara karşı şefkatli ve merhametli davranıyordu. Yüce Allah bunu Tevbe Suresinin 9/128. ayetinde bizlere kesin bilgi olarak bildiriyor. 

"Şüphesiz ki size kendinizden öyle bir Elçi gelmiştir ki sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. Size çok düşkündür; müminlere karşı elbette çok şefkatlidir, merhametlidir. (Tevbe Suresi, 9/128)" 

Demek ki bir insanın; başka bir insanın derdiyle dertlenmesi, onun derdini kendi derdi bilmesi, insanlara şefkat ve merhametle davranması Hz. Peygamber'in sünnetidir. Bizler de bu sünnete riayet ederek aramızdaki sosyal ilişkilerin kuvvetlenmesine katkıda bulunabilir; sırtımızı değil, yüzümüzü insanlara dönerek birbirimize şifa olabiliriz. Zira insan nesli devam ettiği sürece insan insana her zaman sığınma ihtiyacı duyacaktır. Bu sığınma ihtiyacı bizatihi yaşam hikâyesinin kendisidir. 

GÜNDEM GAZETESİNDE YAYIMLANAN HAYRİ TEMÜR HABERİ...