MİRAÇ MUCİZESİ VE NAMAZIN FARZ KILINMASI

27.06.2011 15:44

İslam dininde yıl içinde bazı özel günler ve geceler bulunmaktadır. Bu gecelerden bir tanesi olan Recep ayının 27. gecesi “Miraç Kandili” olarak kutlanmaktadır.

Miraç kandili, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v) Allahu Teâlâ’nın (c.c) daveti üzerine göğe yükselip Allah’ın (c.c) huzuruna çıkması olarak bilinmektedir ve İslamiyet’te meydana gelen en önemli hadiselerden de bir tanesidir.

Kelime anlamı olarak miraç; “yukarı çıkmak, yükselmek” anlamına gelmektedir. Daha detaylı açıklamak gerekirse, Peygamber Efendimiz (s.a.v) Allahu Teâlâ’nın (c.c) daveti üzerine bir gece Mescid-i Haram’dan (Mekke’de) alınıp Mescid-i Aksa’ya (Kudüs’te) götürülmüştür. Bu durum yüce kitabımız Kur’an-ı Kerimde İsra Suresinin birinci ayetinde şu şekilde ifade edilmektedir: “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir (İsra Suresi, 1).” Daha sonra da Peygamber Efendimiz (s.a.v) Mescid-i Aksa’dan Sidretü'l Münteha’ya yükseltilmiştir. Sidre; Arabistan kirazı denilen nebk ağacıdır. Münteha da “son sınır, son yer” anlamındadır. Bu bakımdan Sidretü’l Münteha “son ağaç” anlamına gelmektedir(1). Yani Sidretü’l Münteha, âlemlere rahmet Peygamber Efendimizin (s.a.v) miraç gecesinde vardığı en son noktadır.

Müslümanlar için miraç gecesinde gerçekleşen en önemli hadiselerden biri de namazın müminlere farz kılınmış olmasıdır ki bu durum Müslümanlar için çok önemli bir yer teşkil etmektedir. Zira Kur’an-ı Kerimde pek çok yerde namaz ile ilgili ayetler geçmektedir. 

Aslında miraç hadisesi insanların Allahu Teâlâ (c.c) katında ne derece yükselebileceğini gösteren bir hadise olarak da görülmektedir. Zira müminler de manevi olarak yüce yaratıcımız Allahu Teâlâ’nın (c.c) huzuruna çıkabilmekte ve bunu da miraç gecesi farz kılınan namaz ile yapabilmektedirler. Bu hususu ise Peygamber Efendimizin (s.a.v) “Namaz müminin miracıdır(2).” sözü ile anlamaktayız.

Namaz, insanları manevi olarak yükselten, her türlü kötülükten alıkoyan ve sadece bedensel olmamakla birlikte gönül ve ruh olarak da insanların Allahu Teâlâ’nın (c.c) huzuruna çıkmasına sebep olan farz bir ibadettir. Taha Suresinin 14. ayetinde namazla ilgili şu ifade yer almaktadır: “Şüphe yok ki, ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.” Namazın kötülüklerden alıkoyduğu ise şu ayeti kerime ile kanıtlanmaktadır: “(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor (Ankebut Suresi, 45).” Yine bir başka ayette ise Allahu Teâlâ (c.c), ona nasıl yaklaşacağımızı şu şekilde bildirmektedir: “…secde et ve Rabbine yaklaş (Alak Suresi, 19).

O halde mümin bir kimse için kelimeyi şehadetten sonra ilk olarak namaz gelmektedir. Zira namaz müminlerin en önemli ahiret sermayesi olacaktır.

Yüce Yaratıcımızın (c.c) rahmetini bolca dağıttığı bu gecede, miraç gecesinde, ahiretimiz için Peygamber Efendimizin (s.a.v) bolca anılıp ona (s.a.v) salâvat getirilmesi, günahlarımız için tövbe istiğfarda bulunulması ve rahmeti geniş olan Rabbimizden (c.c) af dilenmesi gerekmektedir.   

SON SÖZ:

Recep ayının 27. gecesi yani yarın gece (28 Haziran) miraç kandilini kutluyoruz. Tüm İslam âlemi için mübarek olması dileğiyle…

 

KAYNAKLAR:

(1) http://www.diyanet.gov.tr/yayin/basiliyayin/ydinikavramlaryazdir.asp?id=1710

(2) http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/Diyanet-Isleri-Baskanligi-Duyuru-6701.aspx